ağır roman

" Ne yaptığını sanıyorsun sen?" 

" Ne yapıyorum ben?" 

" Bu kadını burada daha fazla görmek istemiyoruz. " 

" Sen de arkadaşına katılıyor musun?" 

Sırtımdaki ilaçlama çantasını yere bıraktım. Garajın kapısını doğru ilerledim. Her şeyin bu kadar karmaşık bir yapıya kurban gitmesine göz yumuyordum. Ben de normal insanlar gibi sıradan, basit bir hayat süremez miydim? Arkamdan gelen iki deliye rağmen bu sıradanlığı kendime kazandıramaz mıydım? Garajın kapısını uzaktan kumandanın yardımıyla kapattım. Köşeye sindim. Gözlerimin içinden kendime dair akan nefretimi simgeleyen gözyaşlarımı yüzümün o buruşmaya yakın derisinden aşağı doğru bıraktım. 

" Katılıyorum. " 

Yüzümü üstümdeki kirlenmiş kazağa sildim. Burnumun akıntısını bir türlü durduramıyordum. 

" Neden?" 

" Neden mi? Yaptıklarına şahitlik ettiğinde seni enseletmek için elinden gelen her şeyi yapmaktan bir an olsun tereddüt duymayacak bir yılanı koynuna almaktan korkmuyor musun?" 

Gülmeye başladım. Yüksek sesle bütün yeryüzüne haykırır vaziyette güldüm. Parmaklarımla gözümün önünden geçen yaşları sildim. Merdivenden kendimi yukarıya attım. Dün öldürdüğüm adamların haberlerini takip etmeye başladım. Ölmeyi hak etmiyorlardı. Ölüm, hak edilmezdi. Adaletin bu denli göreceli olduğu bir yeryüzünde yaşamaya olan bu garip tutkumu vicdanlı bir insana dönüştürmeye çalışmanın aptallığını içimde yaşamaya devam edecektim. Adalet sağlamıyordum. Elimde olsa bile adaleti sağlamak yerine eğlenmeyi tercih edeceğimi biliyordum. Her şey istediğim şekilde ilerliyordu. Bıçakta bulunan parmak izi, yüksek doz... Kahkaha atmaya başladım. Sistemin küçük bir açığını bulmanın keyfini içimdeki karanlıkla beraber sürüyordum. Sistem açığı. Mutfaktaki sandalyeyi köşeye çektim. Anlamsızlığın içinde kaybolmak yerine kendime yeni bir anlam bulmak ve bulduğum o anlama tutunmak için fikir sahibi olduğunu sananların fikirlerine göz gezdirmeye başladım. Kahve bardakları, dumanla kendini barıştırmaya yakın küçücük bir oda, yalnızlık... Her şeyin bittiğinde bile yanıma kalacak olan tek şey bendim. Kitabın sayfalarını çevirirken kendimi halının üzerine uzanmış vaziyette buldum. Kapının çalmasıyla kapanmak üzere olan gözlerim fal taşı gibi açıldı. Aniden ayağa kalktım. Zaman hiç beklemediğim bir şekilde ilerlemişti. Kapıyı açtım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ağır roman

ağır roman

hiçliğe varmak