ağır roman
" Umay sen içeri geç. Ben geliyorum. " İçerideki garsona Umay'ı göstererek ilgilenmesini söyledim. Mehmet'e döndüm. Masum gözlerle ağzımdan çıkacak kelimelere bakıyordu. " Bir sorun mu var abi?" " Bir sorun mu? Sana kaç defa demedim mi? Şuraya getirdiğim kadınlara yenge deme diye. Sen ne yaptın? Hala yenge diyorsun. Hala yenge. Kafayı yemek üzereyim." " Pek normal olduğunda söylenmez. " " Öyle mi?" Umursamaz bir tavırla " Öyle tabi. " " Bundan sonra buraya geldiğim her kadına yenge diye hitap etmezsen daha önce tanıştığın o anormal insanla tekrardan tanışma fırsatını yakalayacaksın. Bir de böyle deneyelim." Güldü. " Sen içeriye geç. " " Hala gülüyorsun." " Hep güleceğim." " Şimdi içeri geçiyorum. Dediklerimi aklının bir kenarına yaz. " " Hangi kalemle yazayım?" Yakasından tutup duvara yasladım. " Tahta kalemle yaz. Unutman daha kolay olur."...