Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ağır roman

" Umay sen içeri geç. Ben geliyorum. "  İçerideki garsona Umay'ı göstererek ilgilenmesini söyledim. Mehmet'e döndüm. Masum gözlerle ağzımdan çıkacak kelimelere bakıyordu. " Bir sorun mu var abi?" " Bir sorun mu? Sana kaç defa demedim mi? Şuraya getirdiğim kadınlara yenge deme diye. Sen ne yaptın? Hala yenge diyorsun. Hala yenge. Kafayı yemek üzereyim."  " Pek normal olduğunda söylenmez. " " Öyle mi?"  Umursamaz bir tavırla " Öyle tabi. "  " Bundan sonra buraya geldiğim her kadına yenge diye hitap etmezsen daha önce tanıştığın o anormal insanla tekrardan tanışma fırsatını yakalayacaksın. Bir de böyle deneyelim."  Güldü. " Sen içeriye geç. "  " Hala gülüyorsun."  " Hep güleceğim."  " Şimdi içeri geçiyorum. Dediklerimi aklının bir kenarına yaz. "  " Hangi kalemle yazayım?" Yakasından tutup duvara yasladım.  " Tahta kalemle yaz. Unutman daha kolay olur."...

ağır roman

" Zil sesin çok garip. "  Zarafetiyle gözümü boyayan bir elbiseyle kapımın önünde dikiliyordu.  " Bu sesi ilk defa duymuyorsun. "  Hafif bir tebessümle " Akşam beni bahçeye mi götüreceksin?"  Şaşkınlıkla gözünün içine baktım. Uykudan yeni kalkmış bir ölü olmanın zorluğuyla ne dediğini pek anlayamadım. Gözünü üstümdeki kıyafetlere dikmişti. Bana küçük çocuklara soruları cevaplaması için verilen ipuçlarından vermişti. Tebessüm ettim. " Beş dakika içinde her şey düzelir. İçeri gelsene. "  Eve girmesinin ardından odama gittim.  " Mutfakta kahve makinesi var. Kafana göre takıl. " Odaya girdim. Kapının arkasında karşıma çıkan alt kişiliğimle yüz yüze geldik. Boğazıma sarıldı.  " Ne yapıyorsun sen? Bırak beni. "  " Aynı soruyu ben sana soracaktım. Asıl sen ne yapıyorsun? Bu kadının burada bu kadar rahat etmesine nasıl izin verirsin? "  " Boğazımı bırak. "  " Seni sırtından vuracak ilk insana sırtını açtın. Ge...