neyseler
Hangisi doğru? Aklımdaki tanrı mi? Miras yoluyla önüme konan tanrı mı? Yalnız başına tanrı mı? İnsan katında bu sorunun birçok cevabı vardır yalnız tanrının doğruları ve yanlışları olmadığını bilmemiz gerekiyor. Tanrı,hiçbir şeydir. Duyguları tanrıyla ilişkilendirmek tanrının bir yerlerde pozitif ayrımcılık yapacağını gösterir. Düşünceleri tanrıya yordamak tanrının bir yerde kendi doğrusunu savunup diğer otomatik düşünceler için azap vereceğini gösterir. Bu mu imtihan? Tanrıyı anlamak için ona özellikler yüklememiz zamanla yanlış anlaşılmalara gebe olacaktır. Tanrı, irrasyoneldir. Bir tanrı varsa sadece bu çerçevede varlık kavramında kendine yer bulur. Bugün insanlık oldukça gelişti. Gelişmeye de devam edecektir. Zira ne kadar gelişirse gelişsin insanın evrendeki sonsuz boşluğa sahip çıkma, bulma, keşfetme gibi çabaları hep boşuna çıkacaktır. İnsanlarla birlikte gelişen tanrılar tanrı olmaktan ziyade hayata katlanmak için beraberinde getirdiğimiz yol arkadaşlarımızdandır. Tanrı, kızmaz. Tanrı hüzün dolu günler yaşayamaz. Eğer gerçekten bir kızsaydı tanrının kendi doğrularını yapmayan insanları muhakkak ağır bir şekilde cezalandırması gerekirdi. Doğa olaylarını tanrının gazabı olarak sunmaksa pek akıl kârı değildir çünkü tanrı o bölgedeki doğa olaylarında pozitif ayrımcılık yerine bir kötüye karşılık bir topluluğun yok olması olarak karşımıza çıkarıyor demektir. Tanrı kızmaya bugünlerde başlasa büyük ihtimalle Dünya adını verdiğimiz bu saçma gezegen bir saniye sonrası görmekten çok uzak olacaktır. İnsanların büyük bir çoğunluğu tanrıya inanır. Tanrıyı anlama konusundaysa her zaman kendini geri planda tutarlar. Tanrıyı anlamak için elindeki ödüllerden olmaktan korktukları için bugün tanrıyı anlamak pek mümkün değildir. İnançsız bir kesimin diğer tarafa yaptığı inançsızlığın misyonerliği en az inançların misyonerliği kadar mantıksız bir eylemdir. Artık kolektif bir toplumda yaşamadığımız hususunda kendimizi bir aynanın karşısına çıkarma vakti gelmiştir. Bireysel bir kümeste her tavuğun kendine ait yumurtlama alanı olduğunu söyleyebiliriz. Benim inandığımsa ne inanç ne de inançsızlık. İnsanların birbirine karşı dürüst olduğu, rollerin ikinci plana atıldığı, maskelerin çıkarıldığı, dayanışma ve yardımlaşmanın olduğu bir yaşama sarılmış insan topluluğudur. Üzülmek zorundayım. Bu saydıklarım günümüz dünyasında pek mümkün olmayan davranışlardır. Hep bir umut var diyerek kendimi teselli etmenin buruk sevincini de yaşamaktan kendimi alıkoyamam.
Yorumlar
Yorum Gönder