hiçliğe varmak

Merhaba x. Ruhumun karanlık taraflarını dizginlemeye başladım. Yıkıcı bir çöküntüyü evimin çatısını kaybederek atlatmaya çalışıyorum. İnsanları kendi isteğim kümeye girmediği için suçluyorum. Eminim hepsinin aptalca bahaneleri vardır. Bütün iyilikler insanlarınken bütün kötülüklerin başkalarının olması kadar riyakar bir yapılanmayı daha önce hiçbir yerde görmemiştim. Herkesin neden çocuk kalmak istediğini şimdi daha iyi anlıyorum çünkü yetişkin oldukça sadece fiziksel olarak büyümekle kalmıyor aynı zamanda fikirsel olarak büyüyorsun. Bu da ister istemez bir çöküntü yaratıyor. Ruhları temiz kalmış her insanın yaşı ilerledikçe Dünya adına pek umut edeceği bir düzende yaşamadıklarını anlıyorlar. Dünya temiz değil fakat bu tamamen kirli olduğunu göstermiyor. Bir ata bakıp eşek görmeniz imkansızdır. Aynı şekilde bir eşeğe bakıp at göremezsiniz. İyi bir bakış açısı oluşturmak için hem eşeklere hem de atlara bakmamız gerekiyor fakat ikisinden birine yoğunluğun kayması bizleri ya karamsar ya da çok saf birer birey haline dönüştürüyor. Sahile çıkıp birazcık yürüdüm. Batan güneşi izledim. Sahil kıyısındaki şatafatlı restaurantların her geçen sene arttığını fark ettim. Şehirlerde monoton bir hayat sürmek, doğadan uzaklaşmak, yemek ve içme kültürü, sokakta yalnız başına koskocaman binaların ortasında yürüyen insanlar, tıklım tıklım dolu otobüsler, sıcak asfalt, koskocaman alışveriş merkezlerinden başka bir şey yok. İnsanlar şehirlerin mimarisinin annesiyle hiç istemediğim çok yakın ilişkiler kurdu. Utanç verici olanınsa bu durumun gelişmişlik olarak anlaşılmasıdır. Geçenlerde uzak bir yerde kalmış küçük bir ormanlık alana gittim. Saatlerce yürüdüm. Sırt çantama açlıktan ölmemek için atıştırmalık koydum. Doğa, en sevdiğim kadından daha güzeldi. Sessiz ve telaşsız. Kimsesiz ve yalnız. Monotonluktan uzak ve içinde sürprizlerle dolu. Şehirleşme öldürdü bizleri zannımca. Koskocaman binalar içinde birbirini tanımayan yüzlerce insan var. Globalleşme öldürdü bizleri. O köyünden çıkan insanlar öldürdü bizi. Şehirleşmenin eğitim seviyesine katkısını artıran o istatistik kurumları öldürdü bizi. Köyden gelen doğayı küstürdü bize. Şehirde kalansa doğayı ellerimizden almaya kalktı. Bir kesim insanların kendi hallerinde yaşadığı gerçeğini unutmamak lazım. Bir kısım insan hala doğaya sadık. Var etmek için yok etmenin aptallığında boğulmamak lazım. Doğayı monoton bir şehir yapılanması için israf etmemek gerekiyor çünkü elimizde hayatın canlılığını yitirmiş bir Dünya kalmaması gerekiyor. Güneşin bir dağın başında batışını seyretmek, bir suyun nereden gelip nereye gittiğini merak etmek daha saymaya üşendiğim onlarca tanrısallık. Fikirlerimde karanlık bir bakış açısı oluşturmaya yatkın olup olmadığımı kontrol ettim. Çağdaş dediğimiz Dünya'dan ölene kadar nefret edeceğim. Hatta bu satırlara öldükten sonra bile nefret ettiğimi söylemek istiyorum. Sayfanın en başında anlatmaya çalıştığım kalıba uygun beton değilim. Kahretsin. Her insana hak vermeye çalışırken kendimi nasıl harcadığımı gördüm. İyi biri olmanın derdine düşerken aslında iyi olmanın şimdilerde pek bir önemi olmadığını gördüm. Mükemmel birkaç aktivitem var. Kitap okumak, film izlemek, karıncalarla konuşmak, doğa yürüyüşleri bunlardan birkaçı. Sigara içmeyi seviyorum. O dumanların ağzımdan çekip gitmelerine aşığım. Şimdiki insanları pek fazla sevemiyorum fakat Tolstoy, Kafka, Camus gibi olmayan adamlarla anlaşma konusunda hiçbir çaba sarf etmiyorum. Eski kafalıyım. Her şeyin çok hızlı gerçekleşmesi canımı sıkıyor. İnsanların gizemi kalmadı. Her şeylerini ortaya döküp saçtılar. En utanç verici olanıysa ortada bıraktıkları çöplüklerini toplamadılar. Anlamak her zaman güzel bir eylem degildir. Çoğumuz anlamanın ne kadar iyi olduğunu düşünür dururuz fakat bazı durumlarda anlamanın ıstırabını çekmek bir doğum sancısını çekmekten daha zordur. Artık insanları bir sınıfa bile koyamıyorum. Paralı olanlar ve parasız olanlar diye koyanlar var. Ahlakın artık tamamen çöktüğünün farkındayım. Yeni ahlakı cebimizdeki birkaç kağıt parçasına kadar indirgedik. Eskiden ulusların mücadele edeceği pek çok şey vardı. Şimdiyse vardiya değişimleri, son model olan her şeye harcanmak için yığılan paralar, lüks kıyafetlerin altında olmayan ruhlarımız için mücadele ediyoruz. Karamsar olmadığımı bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Tekdüze kalmanın yaşamında nefes alıp vermekteyiz. Monotonluktan, her şeyin tekrar edilebilir olmasından hiç şikayetçi değiliz. Sıradan bir dünya. Ruhumu söküp atmam gerekiyor. Artık sadece çalışan robotların diyarında soluk alıp vermeye odaklanmam ve işleyen vücudumdaki demirleri ölene kadar durdurmamaya özen göstermem gerekiyor. Hayat motivasyonumu Dünya'nın içindekilere harcamak yerine kabullenmeye harcamam gerekiyor. Tanrıya huzurlarınızda bir kez daha sesleniyorum. Kısa bir cehennemi tatmış durumundayım. Uzun bir cehenneme ihtiyacım yok tanrım. Belki beni duymak istersin belki de istemezsin. Sen bilirsin. Bir sonrakine kadar denklem konusuna bir açıklık getirmeni istiyorum x. Umarım bende kendi denklemimi kendime en faydalı şekilde çözmeye gayret gösteririm. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ağır roman

ağır roman

hiçliğe varmak