hiçliğe varmak

Merhaba x. Acı nedir? Vücudumuzu ele geçiren acıların muhakkak bir şekilde çözümü varken ruhumuzu ele geçiren acıların çözümünü bulmak oldukça güçtür. İlerleyen yaşımda bu kadar takıntılı bir ruha sahip olacağımı hayal etmemiştim. Oldum. Ölüm hiçbir zaman istenmeyen bir olay değildir. Ölüm. Artık sabah kahvaltılarının yapılmadığı, gün yüzünü görecek bir yüzümüzün olmadığını hissedemediğimiz o an fark edilir. Hafızalarında yer edindiğimiz insanların birer birer yok olmasıyla var etmek için bir ömür verdiğimiz kimliğin aslında ne kadar önemsiz olduğunu fark ederiz. Kimliksiz kalmak ne tuhaf bir şey. Hiç böyle olacağını düşünmemiştim fakat olacak. Ölümden sonrası içinse henüz net bir fikrim yok. Algılarımın dahilinde gerçekleşen yaşamın algılarımın elimden koparılmasıyla nasıl şekillenecek olacağı hususunda efsaneler, mitolojiler, dini kaynaklar dışında bir fikrimin olmadığı tek gerçektir. Üzerime etki edecek o gücün etkisini kabullenmekse uzak bir yaşamda bir gün karşıma çıkar umarım. Tanrı adil midir? Şefkatli midir? Tanrı nedir? Her şey bittiğinde karşımıza çıkıp bize yardımcıları aracılığıyla soru soracak olan mıdır? Dersi dönem sonuna kadar devam eden bir öğretmenin bir sonraki dönemde olmayacak dersi hakkında öğrencilerini sınava tabi tutmasını aklım almıyor. Tanrıya inanıyor muyum? İnancımı önemseyen bir tanrıyı yeterince güçlü bulmamakla birlikte yeterince tanrı olmamakla suçlayabilirim. Önemsiz bir ayrıntının üzerinde fazla durmamak gerekir. Koskoca evrenin içinde bir gezegen, bu gezegenin içinde kendini anlamlandırma çabası içinde olan bir varlıktır insan. Tanrı önemsiz bir varlık değildir. Hatta kelimelerle anlatılması güç olan bir varlıktır diyebilirim. Bir roman yazarının ihtiyacı olan tek şey kelimelerken öyle bir yazar hayal edin ki hiç kelimeye ihtiyaç duymadan bir roman yazabiliyor. Tanrı eksik olmayandır. Bu metaforumda tanrının rasyonel bir zeminde yer alması tamamen romantik insanların kendini topluma kanıtlama biçimidir. Tanrı irrasyoneldir. İnsan rasyonel olduğunu düşünür durur fakat insanın her çabasının altında saf bir aklın ürünü yatmaz. Nükleer silahlanma yarışı bir örnektir. Elbette savaş karşıtı değilim çünkü insanların bir gün savaşa en az barış kadar aç olacağını biliyorum. İnsan sadece fikirlerinin rasyonel olduğunu düşünür. Yeryüzünde " Bir biz akıllıyız." denklemi insanın aslında ne kadar kibirli bir varlık olduğunu gösterir. Tanrıyı şimdilik o yüce koltuğuna tekrar bırakmak istiyorum. Günümüzde bölgesel savaşlar sürüyor. Sebebi ne? Neyi paylaşamıyoruz? İnsanlığı paylaşamasak yeryüzü cennetin mekanı olacaktır. Hitler mağduru yahudilerin başka bir halkı mağdur edeceğini 1950'de kitaplara yazsaydım şüphesiz insanlar bana deli muamelesi yaparlardı. Maslow mükemmel bir kuram geliştirdi. Keşke kitaplarını da geliştirdiği kurama uyarlayabilseydi. Hala gelişmişlikten bahsediyoruz. Bilimsel atılımlardan, teknolojiden, yapay zekadan bahsediyoruz. Akıllarımız kaç insanın ölümünden sonra kendine gelir. Dünya sessiz. İnsanlık çağ falan atlamış. Gücünü bir başkasının üzerinde deneyen güçlüler ne ahlaklıdır ne de güçlüdür. Çağ atlayan tek şey silahlarımız oldu. Öfkeden daha fazla yazmak istemiyorum. Neden bu kadar riyakar bir yeryüzünde hala nefes alıyorum? Neden? Eğitim ve demokrasinin geldiği nokta cidden burası mi? Dünya barışı adına kurulan kurumların içindeki insanların görevleri sadece ayı doldurup maaşını çekmek mi? İşlevini yitirmiş bir Dünya, işlevini bilmeyen sahte barışın bir gün bu sözde barışçı kurumlara sıçraması ihtimalini bir kez olsun düşündük mü? Savaş ruh işidir, kağıt üzerinde nelerinizin olduğunun sadece kağıt üzerinde önemi varken savaşı neyinin olmadığını bilinçli bir şekilde bilenler kazanacaktır. Dünya barışı adına hiçbir şey demiyorum. Özgür Dünya, demokrasi, barış adına kurulmuş bütün lafların, kurumların, kitlelerin geneleve bırakıp kendilerini fahişelik mesleğine adapte etmelerini öneririm. Bir sistemin çalışmadığını fark ettiğiniz o an yapmanız gereken o sisteme yama yapmak değildir. Gereken tek şey sistemin kendini fesh etmesidir. Devrim. Barış, insanlık, adalet, hak ve özgürlükler adına devrim. Güçsüzlerinde en az güçlüler kadar hak sahibi olması adına devrim. Mesele hak arama meselesi değildir. Mesele artık haklının da haksızın da olmaması meselesidir. Madem bir hayatımız var. Herkes bu hayatı haklı veya haksız olmadan yaşamayı öğrensin. Sigara molası. Belki devam etmem karalamaya. Şimdilik hoşça kal x.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ağır roman

ağır roman

hiçliğe varmak