hiçliğe varmak
Merhaba x. Gün geçtikçe kendi içime daha çok hapsediyorum kendimi. Artık mevcut yapılanmaya yabancı kalmışım gibi hissediyorum. Nasıl bir yabancılık? Hücrelerime kadar inen farkındalığın acısını çekiyorum. İstemediğim bir Dünya. Garip bir yapı. Ellerimizde nükleer bombayla " Savaşa hayır!" diyoruz. Artık okuma yazma bilmiyorum. Gösterişin her türlüsünü yapmaktan kendimi alıkoyuyorum. Para için mücadele etmiyorum. Amaç haline gelen bir sermayenin hiçbir insani dürtüye faydası olacağı kanaatinde değilim. Zamanımı doldurmayı bekliyorum fakat artık eskisi kadar depresif, umutsuz bir vaka değilim. Topluluğun ürettiği günübirlik hazlara karşıyım. Kendi oluşturduğum alanla yetinmeye çalışıyorum. İnsanlarla konuşuyorum fakat arkadaşlıklar kurmuyorum. Dostluklarım oldukça yüzeysel. Zaten Dünya için olması gereken bu. Tanrıya dua etmiyorum çünkü hayatımdaki her şeyi ben değiştirebilirim. Koskoca tanrının işi gücü bırakıp bana odaklanmasını istemem. Kaderimi yaşıyorum. Yazılan kaderden bahsetmiyorum. Hiçbir zaman yazılan bir kaderin olduğuna inanmadım. Tanrının tam manasıyla iyinin ve kötünün ötesinde bir varlık durumunda olduğunu düşündüm. Bizlere göre kötü olan davranışları tanrının adil bir şekilde insanların kaderlerine pay etmesini hiç doğru bulmadım. Aynı şeyin iyilik içinde geçerli olduğunu söylemem gerek. Tanrının hiçbir şeyle işi yok çünkü yeterince meşgul. İmtihanımın ne olduğunu düşünüyorum. Yok olan insanlığın içinde acı çekerek yaşamak mı yoksa bir an önce bu acıyı sonlandırmak mı daha iyidir? Bilmiyorum. Henüz net bir kararım yok. Her zaman net bir kişilik sahibiydim. Benim için griler doğarken ölmüş bebekler gibidir. Siyah ve beyaz. Fazla bir renk yok. Şeytana inanmadım. Yeterince şeytanın içinde kaldım. Birçoğunu çok yakından tanıdım. Kimisi yakışıklı kimisi güzel insanlardı. Şeytan gibi suratsız değilken nasıl şeytan olmayı başardılar bir türlü anlayamadım. Meleklerin çocuklar olduğunu söyleyebilirim. Saf olmanın tadı her zaman bir başkadır. Hiçbir şeye maruz kalmadan yaşamak işte aradığım gerçek öz. İnsanlık nerede kaldı? Bir çocuğun yüzüne bakınca görmeniz gerekiyor. İşte insanlık orada. Tamamen saf. Tamamen saf dışı bırakılmış. Üzerine hiçbir ekleme ve çıkarma yapılmamış. Hiçbir ideolojiden etkilenmemiş. Henüz tertemiz fakat kirlenecek. İlerleyen yaşlarında kendi içsel mekanizmasının bu kirliliği sorgulayıp pişman olacağını biliyor. Henüz insanlık yaş almadı çünkü çocuk kalan insanları toplum bir şekilde kendi kalıplarına uygun hale getirdi. Her toplumun görevi bireylere yaşamı öğretmek. Bireyin eğitimi için birçok insan görevlendirilir. Bu bir gelenek. Hor görmüyorum. Şüphesiz bir bireyin en büyük vazifesi yaşamın her yılında adapte olmaktır. Gençliğe, yaşlılığa, kariyerine, eşine, sevgisine, sadakate, nefrete, kin ve öfkeye.. İnsanların bir yerlere gelmesine karşı değilim. Bir kariyer inşa etmek her insanın hakkıdır. Ne için bir kariyer inşa ediyorum? Ne için toplum tarafından özümü kaybediyorum? Bu soruların cevaplarını yeni düzende manidar olmamasına karşıyım. Sermayenin bir amaç ve yaşam felsefesi haline dönüşmesine karşıyım. Bu zamanda insanca olmayan her şeye karşıyım. Bu zamana da karşıyım. Makine haline gelen, sabahı akşamı olmayan, ailesine bir dakikasını ayirmaktan aciz bırakılmış, sevgisini bir kere olsun cesurca söylemekten geri bırakılmış insanlığa karşıyım. Ben bu oluşan toplumun yabancısıyım. Bir nebze olsun umut aramaktan sıkıldım. Köşemde izliyorum. Küçükken hiç böyle bir Dünya hayal etmemiştim. Toz pembe bir zihniyete sahip olmak ne güzel şey. İyilik budalası olacağımı düşlerdim. Her şey çok güzeldi. Şimdi o aklıma hayal gücümle gittiğimde her şeyin ne kadar berrak olduğunu fark ediyorum. Şimdiki aklıma geri dönünce kendimi uçsuz bucaksız bir zindanda kaldığımı biliyorum. Dünya kötü bir gezegen değil fakat insanların eline geçtiği günden beri iyi bir gezegen olma yolunda gitmiyor. Zaman zaman hayatımızı yaşanılır kılan anlar olmuştur. O anlara sıkıca tutunuruz. Tutunmak gerekiyor. Ne yapacağımı bilmiyorum açıkçası. Beden işçisi olabilirim. Mesleklerin bu işe yaradığını düşünüyorum. Zihinlerimizi köreltmek, birileri için kendimizi harcamak, düşünmemek, sorgulamamak, eleştirmek istiyorsak eğer hemen bir meslek sahibi olmalıyız. Yorucu bir beden işçisi olmayı planlıyorum. Bu sayede zihnimdeki bu karanlık denizden kendimi kıyıya atabilirim. Karıncalar hakkında bilgi vermek istemiyorum. En iyi film ödülünü henüz veremedik. Bunu bilmen yeterli olacaktır. Bilmiyorum. Birkaç hafta sonra bu işin zihnime ne kadar engel olduğuna dair rapor vereceğim sana fakat yaşamaya devam edeceğim. Henüz okunması gereken kitaplar, izlenmesi gereken filmler, dinlenmesi gereken müzikler var. İnsanlar var. Yanında umutlu olduğunu düşündüğüm insanları bulma umudu var. Birkaç insan tanımaya gayret ediyorum. Konuşmanın nerede biteceğini bilmediğim insanları tanımak için uğraş vermeye devam edeceğim. Gündelik insanlarla yıllanmış insanları her zaman ayırmak gerek. Benim ihtiyacım olansa yıllanmış şarap tadı kadar zevk veren insanları aramak. Şimdilik hoşça kal x.
Yorumlar
Yorum Gönder